MHP Lideri Bahçeli Kritik Bir Eşikte Olduğumuzu Vurguladı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin parti kuruluşunun 57'nci yıl dönümünde yaptığı kapsamlı konuşma, Suriye'deki son gelişmeler ve terörle mücadele hedeflerini ön plana çıkardı. Kritik eşik vurgusu ve uzun vadeli stratejik planlar gündemde geniş yer tutuyor.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin kuruluşunun baf 57’nci yıl dönümü, parti lideri Devlet Bahçeli’nin önemli bir konuşmasına sahne oldu. TATSAV programında gündeme dair geniş değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, hem partinin tarihî yolculuğunu hem de güncel siyasi gelişmeleri ele aldı. Konuşmasında milli birlik, terörle mücadele ve bölgesel istikrar gibi konulara ağırlık vererek, mevcut dönemin taşıdığı öneme dikkat çekti.
Bahçeli, konuşmasına partinin 57 yıllık serüvenini anarak başladı. Milliyetçi Hareket Partisi’nin 9 Şubat 1969’da Adana’da başlayan kutlu yolculuğunun, Türk milliyetçiliğinin siyasi temsilcisi olarak önemli bir yer tuttuğunu belirtti. Parti’nin ilkelerindan ve ülkülerinden asla ödün vermediğini, fitne ve ihanete boyun eğmediğini vurguladı. Bu süreçte imanla direnildiğini, inançla güçlenildiğini ve millete hizmet yolunda yılmadan çalışıldığını ifade etti.
Parti tarihine atıfta bulunarak, 1948’de Millet Partisi’yle başlayan doğuşun adım adım Milliyetçi Hareket Partisi’ne ulaştığını hatırlattı. Başbuğ Alparslan Türkeş’in Türk milletinin büyük ve şanlı mazisine layık bir istikbal meydana getirme davasını vurgulayan Bahçeli, partinin milli bekanın devamını sağlama mücadelesini öncelikli varlık nedeni olarak tanımladı. Siyasi tarih boyunca milliyetçiliğin, mukaddesatçılığın ve ahlakçılığın temsilcisi olduğunu dile getirdi.
Konuşmasında ecdadın mirasına da geniş yer veren Bahçeli, Bilge Kağan’dan Mustafa Kemal’e, Gaspıralı’dan Ziya Gökalp’e kadar uzanan zincirin devlet ve millet ebed müddet anlayışıyla bugünlere taşındığını belirtti. Ruhlarının şad olmasını dileyerek, partinin kurucusu Alparslan Türkeş’i ve dava büyüklerini rahmetle andı. İlk günkü azimle nice 57 yıllara taşıma kararlılığını yineledi.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin Türk siyasetinde “önce ülkem ve milletim” düsturuyla hareket ettiğini vurgulayan Bahçeli, toplumsal uzlaşının ve huzurun tesis aracı olarak siyaseti gördüklerini söyledi. Dava adamlarının dünyevi menfaatlere ülkülerini değişmediğini, milleti darboğazlardan kurtarmayı görev addeden ülkücü hareketin millete adanmışlık olduğunu ifade etti. Acılı ve çileli olsa da onur dolu başarılarla dolu bir yolculuktan bahsetti.
Tarihî kökleri Orhun vadisinden Cumhuriyet’e uzanan muazzam bir miras olarak tanımlayan Bahçeli, Türk milliyetçiliğinin kaynağının Türk tarih ve kültürü olduğunu belirtti. Partinin yüzyılların birikimiyle oluşmuş milli fikir müktesebatının siyasal temsilcisi olduğunu ekledi. Millet ve devletin uçurum kenarlarına itildiği dönemlerde feraset ve cesaretle yoluna devam ettiğini hatırlattı.
Güncel tehditlere değinen Bahçeli, terör örgütleri ve uluslararası yaptırımlarla yıpratılma girişimlerinden söz etti. Dış destekli demokrasi dışı girişimlerle istikrarsızlık oluşturulduğunu, şahlanışın engellenmeye çalışıldığını dile getirdi. Partinin gayri milli unsurların korkulu rüyası olduğunu, Türk milletini yok etmek isteyenlere karşı caydırıcı güç olarak durduğunu vurguladı.
Terörle mücadelede milli birlik vurgusu yapan Bahçeli, köken, dil, mezhep farkı gözetmeksizin vatandaşları hedef alan tehditlere karşı bir ve beraber olunması gerektiğini söyledi. Muradın milli birliği güçlendirmek, prangaları söküp atmak ve bin yıllık kardeşlikle barış ve huzuru baki kılmak olduğunu belirtti. Terörsüz bir gelecek hedefinin bu şuurla mümkün olacağını ifade etti.
Bu hedefleri engellemek isteyenlerin maksatlı olduğunu, terörizmden yarar umanların hasım veya işbirlikçi olduğunu sert bir dille eleştirdi. Toplumsal güveni aşındırma ve devlet kapasitesini zayıflatma memuriyetinde olanları zavallı olarak nitelendirdi. Terörsüz hedef yolunda alınan mesafenin açığa düşürdüğü kesimlerden bahsetti.
Suriye’deki son gelişmelere özel önem atfeden Bahçeli, kırılganlıklar devam etse de terörden arındırılma aşamasına gelindiğini belirtti. Üniter, tek Suriye yolunda yeni bir denklemin oluştuğunu, terör tasallutunun sona erdiğini ve Suriye halkının kazandığını söyledi. Barış ve huzur ortamında herkesin kazanacağını ekledi.
Bu gelişmelerin milli huzur ve güvenlik, terörsüz hedef ve bölgesel istikrar açısından kritik bir eşik teşkil ettiğini vurguladı. Kapsayıcı, toplumsal uzlaşıyı önceleyen ve terörden arındırılmış tek Suriye inşasının stratejik zorunluluk olduğunu ifade etti. Parti kuruluş yıldönümünün bu hayırlı döneme rastlamasından memnuniyet duyduğunu belirtti.
Küresel huzursuzluklara da değinen Bahçeli, Suriye’de olumlu gelişmeler yaşanırken bölgenin yeni çatışmalara gebe olduğunu, Ukrayna-Rusya savaşının kalıcı barışla sonuçlanmadığını ve Gazze’deki insani krizin sürdüğünü dile getirdi. Küresel adaletin yerlerde süründüğünü, mazlum feryatlarının duyulduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanlığı öncülüğünde yeni çatışma iklimi oluşmaması için diplomatik çabaların ortaya konduğunu, diplomasinin önemli merkezlerinden biri haline gelindiğini belirtti. Aklın ve sağduyunun hâkim olması dileğini yineledi.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin milleti güvenli ve müreffeh geleceğe taşımaya yeminli olduğunu söyleyen Bahçeli, uzun vadeli hedefin Türk ve Türkiye yüzyılını inşa ederek 2053’te İstanbul’un fethinin 600’üncü yıldönümünde süper güç ve lider ülke haline gelmek olduğunu açıkladı. Bu amaçla 2053’e kadar 27 yıllık dönemin dokuzar yıllık üç aşamalı stratejik planlamayla ihya edilmesi gerektiğini önerdi.
Birinci dokuz yıllık dönemin 2026-2035 yıllarını kapsayan “Milli Birlik, Devlet Kapasitesinde Stratejik Dönüşüm ve Kalkınma Hamlesi Dönemi” olduğunu belirten Bahçeli, bu dönemde demokratik hukuk devleti ilkelerinin güçleneceğini, sosyo-ekonomik sorunların çözüleceğini ve sürdürülebilir büyüme ile milli bütünleşmenin tesis edileceğini ifade etti. Birlikte yaşama arzusunun güçlenerek enerjinin kalkınmaya yöneltileceğini vurguladı.
Bahçeli’nin bu kapsamlı konuşması, hem parti tabanında hem de siyasi kulislerde geniş yankı uyandırdı. Terörle mücadeledeki kararlılık, Suriye’deki olumlu gelişmelerin kritik eşiği ve uzun vadeli vizyon, konuşmanın öne çıkan unsurları olarak dikkat çekti. Önümüzdeki dönemde bu hedeflerin somut adımlarla desteklenmesi bekleniyor.