Şeytanların İran Saldırısı ve Yükselen Direniş
Büyük ve küçük şeytanların birleşik hamlesi Ortadoğu'yu nasıl sarstı? İran halkının Kerbela ruhuyla birleşmesi ve ateşin 14 ülkeye yayılması ne anlama geliyor? Küresel dengeler değişirken neler yaşanacak?
Bölgedeki gerilimler uzun zamandır keskin yorumcuları harekete geçiriyor. Bazı gözlemciler bir gücün diğerini ustaca kullandığına dair tespitlerde bulunuyor. Bu tartışmalar enerji yolları ve stratejik kaynaklar üzerinden yürütülen rekabetin derinliğini gözler önüne seriyor. Tarih boyunca benzer hesaplaşmaların yıkıcı sonuçlar doğurduğu biliniyor. Günümüz şartlarında ise bu mücadele daha sofistike ve tehlikeli boyutlar kazanıyor. Kapitalist sistemlerin tıkanıklık dönemlerinde sıkça başvurulan yöntemler tekrar gündeme geliyor. Bölgesel istikrarsızlık her geçen gün yeni boyutlar ekliyor.

Emperyalist politikalar yüzyıllardır dünya pazarlarını kontrol etme amacıyla şekilleniyor. Kapitalizm krizlere girdiğinde sıklıkla silahlı çatışmalara yöneliyor. Birinci Dünya Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı tam da bu pazar paylaşım boğazlaşmasının ürünüydü. Yüz milyondan fazla insan bu savaşlarda hayatını kaybetti. Silah sanayi kartelleri ise insan kanından beslenerek güçlendi. Geçmişte bölgemize yönelik saldırılar da Almanya yanlısı tutum nedeniyle gerçekleşmişti. Bugün benzer bir ihtiyaçla hareket edildiği açıkça görülüyor. Küresel liderlik mücadelesinde enerji vanalarını hedef alma stratejisi ön plana çıkıyor.
Venezuela örneği bu emperyalist yaklaşımın yakın tarihli bir yansımasıdır. Çin’in petrol, enerji, değerli metal ve lojistik vanası konumuna gelen ülkeler özel bir tehdit olarak algılanıyor. ABD kapitalizminin tıkanıklığı bu tür müdahaleleri zorunlu kılıyor. Görünürde tek bir hedef vurulurken aslında daha geniş bir rakibe gözdağı veriliyor. Bu dinamik Orta Doğu gerilimini sürekli canlı tutuyor. Yorumcular ise rollerin kimin lehine döndüğünü tartışmaya devam ediyor. Kapitalizm tıkanıklığının bölgesel istikrarsızlığa nasıl dönüştüğü her olayda daha net anlaşılıyor.
Emperyalist Güçlerin Tarihsel Savaş Stratejileri

ABD ile İngiliz kapitalizmi ve Alman sanayi her tıkanma döneminde savaş mekanizmasını devreye soktu. Dünya pazarlarını yeniden paylaşma ihtiyacı bu çatışmaları tetikledi. Silah endüstrisinin kazançları savaşlarla doğru orantılı arttı. Tarihsel kayıtlar bu döngünün tekrarlandığını defalarca kanıtlıyor. Bugün de Çin’in yükselişini frenleme çabası benzer bir zorunluluk yaratıyor. Küçük şeytan olarak nitelendirilen güç büyük şeytanın ihtiyaçlarını keşfetmiş görünüyor. Bu strateji uzun vadeli küresel hegemonya hesaplarına dayanıyor.
Emperyalist köpek balıkları olarak tanımlanan aktörler hiçbir hukuk kuralına bağlı kalmıyor. Petrol ve enerji kaynaklarını kontrol etmek için her aracı meşru görüyorlar. Geçmiş dünya savaşlarındaki kayıplar bile bu sistemin devamı için yeterli olmadı. Günümüz teknolojisiyle müdahaleler daha hızlı ve yıkıcı hale geldi. Çin’in dünya liderliğini ele geçirme potansiyeli bu hesapları hızlandırıyor. Vana vurma operasyonları aslında daha büyük bir rakibe yönelik önlemler olarak işlev görüyor. Bölgesel güç dengeleri bu yüzden sürekli değişim gösteriyor.

İran’da Yaşanan Liderlik Kaybı ve Beklenmedik Gelişmeler
Beklenen gelişme sonunda gerçekleşti ve ölüm bombaları bölgeye yağdı. Yarım dakika gibi kısa bir sürede İran Genel Kurmay Başkanı ile Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı dahil tam 48 üst düzey yetkili hayatını kaybetti. 37 yıldır ülkenin bütün kurumlarını tek başına şekillendirip yöneten 88 yaşındaki dini lider Ayetullah Ali Hamaney de sarayında hedef alındı. Bu operasyon iki güç arasındaki koordinasyonun ürünü olarak değerlendiriliyor. İran’ı Çin’in petrol, enerji, değerli metal ve lojistik vanası olmaktan çıkarıp farklı bir role sokma hesabı yapıldığı belirtiliyor. Rejimi dizleri üzerine çökertme amacı açıkça ortaya çıktı.
Lider kadrosunun kaybı ilk bakışta rejimin çöküşünü işaret eder gibiydi. Ancak hesaplar bu sefer tam tutmadı. Irak’ta Saddam Hüseyin’in, Libya’da Kaddafi’nin ve Suriye’de Esad’ın başına gelenler benzer bir senaryo beklentisi yaratmıştı. İran özelinde ise farklı bir tablo oluştu. Halk direnişe kararlı şekilde sarıldı. Ülkenin üç ordusu Devrim Muhafızları, Direniş Ekseni ve İran Silahlı Kuvvetleri bölge genelinde Amerikan kapitalizminin maşası haline gelmiş ülkelere savaş ilan etti. Ateş kısa sürede 14 ayrı ülkeye sıçradı.
Kerbela Destanının Modern Yansıması Olarak Sahipsiz Hüseyin
İran halkı bu gelişmeler karşısında Kerbela çölündeki sahipsiz Hz. Hüseyin’e sarıldı. Şiilik inancında Hz. Hüseyin 72 yoldaşıyla birlikte zalimin karşısında eğilmeden kılıçtan geçirilmişti. Bu tarihsel olay bugün yeni bir zalimlik olarak yorumlanıyor. ABD ile İsrail’in bir olup Şia mezhebinin yaşayan liderini, torunu ve geliniyle birlikte hedef alması büyük tepki yarattı. Hamaney’den nefret eden kesimler bile meydanlara döküldü. Karşıt taraflar büyük şeytan ile küçük şeytanın hukuk tanımaz zulmüne karşı ortak duruş sergiledi.

Humeyni tarafından bir gecede Ayetullah ilan edilen Hamaney’in mirası bu direnişte yeniden canlandı. Humeyni daha önce ABD’yi büyük şeytan, İsrail’i ise küçük şeytan olarak tanımlamıştı. Bu tanımlamalar bugün halkın birleşmesini sağlayan güçlü bir sembol haline geldi. Sahipsiz Hüseyin metaforuyla ifade edilen sahip çıkma duygusu sokaklara yayıldı. İran toplumunun derinlerindeki Kerbela ruhu yeniden canlandı. Bu birliktelik dış müdahalelere karşı beklenmedik bir direnç oluşturdu. Bölgesel istikrarsızlık bu sayede yeni bir boyut kazandı.
Direniş ekseninin aktif hale gelmesi küresel güçleri şaşırttı. İran liderliğinin kaybına rağmen halkın kararlılığı hesapları bozdu. Üç ordunun eş zamanlı hareketi maşa ülkeleri doğrudan hedef aldı. Ateşin 14 ülkeye yayılması Orta Doğu haritasını yeniden şekillendiriyor. Coğrafyamız üç taraftan savaş ateşiyle kuşatılmış durumda. Bu gelişmeler kapitalizmin eski yöntemlerinin sınırlarını zorluyor. Halk direnişinin gücü geleneksel müdahale stratejilerini geçersiz kılıyor.
Yeni Küresel Düzenin Şekillenmesi ve Bölgesel Etkileri
ABD ile İngiltere kapitalizmi kurdukları dört sütunlu düzeni kendi elleriyle yıkıyor. Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu, Dünya Ticaret Merkezi ve NATO merkezli sistem Çin’i vurma adına terk ediliyor. İki kutuplu, üç kutuplu hatta dört kutuplu yeni bir dünya düzeni doğuyor. Avrupa Birliği ile Hindistan’ın pazar paylaşımı anlaşması bu dönüşümün ilk işaretlerinden biri. Küçük şeytan konumundaki güç büyük şeytanı kullanarak kendi kutbunu oluşturma peşinde olabilir. Gelecekteki dengeler bu hesaplaşmalara göre belirlenecek.

Çin’in yükselişi emperyalist güçleri yeni arayışlara itiyor. Petrol ve enerji vanalarını kontrol etme çabası aslında küresel liderlik mücadelesinin bir parçası. İran’ın direnişi bu mücadelenin kritik dönüm noktası haline geldi. Çok kutuplu dünyanın oluşumu eski hegemonların planlarını bozuyor. Bölgesel çatışmalar artık sadece yerel kalmıyor. Küresel ekonomi ve güvenlik yapıları kökten değişim geçiriyor. Yeni düzenin nasıl şekilleneceği önümüzdeki dönemde netleşecek.
İran halkının birleşik duruşu tarihsel direniş örnekleriyle paralellik gösteriyor. Sahipsiz Hüseyin sembolü altında toplanan kesimler rejim farklılıklarını bir kenara bıraktı. Bu birlik emperyalist müdahalelere karşı güçlü bir kalkan oluşturdu. Ateşin yayılmasıyla birlikte 14 ülke doğrudan etkilendi. Coğrafyamızdaki istikrarsızlık her geçen saat artıyor. Kapitalizm krizlerinin yarattığı döngü yeni çatışmalara zemin hazırlıyor. Gözlemciler bu sürecin uzun vadeli sonuçlarını merakla takip ediyor.
Direniş ekseninin ilan ettiği savaş bölgedeki tüm dengeleri altüst etti. Üç ordunun koordineli hareketi beklenmedik bir güç ortaya koydu. Büyük şeytan ve küçük şeytanın ortak operasyonu halkı daha da kenetledi. Kerbela mirası modern şartlarda yeniden hayat buldu. Küresel güç mücadelesi enerji kaynakları üzerinden yoğunlaşıyor. Yeni dünya düzeni tartışmaları her platformda gündem oluyor. Bu gelişmeler Orta Doğu’nun geleceğini kökten etkileyecek.

Emperyalist stratejilerin sınırları İran örneğinde bir kez daha test ediliyor. Kapitalizmin tıkanıklığı savaşları kaçınılmaz kılıyor. Ancak halk direnişleri bu planları boşa çıkarabiliyor. Sahipsiz Hüseyin metaforu milyonları harekete geçirdi. Ateşin 14 ülkeye sıçraması bölgesel barışı tehdit ediyor. Coğrafyamız savaş alevleriyle çevrili halde. Çok kutuplu dünyanın doğuşu eski düzenin sonunu işaret ediyor. Gelecekteki dengeler bu direnişin sonucuna göre belirlenecek.
Bölgesel gerilimlerin küresel yansımaları her geçen gün artıyor. Çin’in vana rolü emperyalist güçleri harekete geçirdi. İran’daki gelişmeler bu mücadelenin en kritik aşaması. Halkın birleşik gücü tarihsel sembollerle besleniyor. Yeni düzen arayışları NATO gibi kurumları bile tartışmalı hale getiriyor. Emperyalizmin döngüsü kırılma noktasına yaklaşıyor. Gözlemciler gelişmeleri yakından izlemeye devam ediyor. Bu süreç tüm dünyanın dikkatini çekiyor.
