Orta Doğu’da ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı operasyon on iki gündür karşılıklı saldırılarla sürüyor. Bu süreçte liderlerin yaptığı açıklamalar hem askeri hem de diplomatik açıdan büyük önem taşıyor. Trump’ın savaşın kazanıldığını ancak yeterince kazanılmadığını dile getirmesi kamuoyunda geniş yankı uyandırıyor. Aynı zamanda başka bir röportajda operasyonun büyük ölçüde tamamlandığını belirtmesi ise çelişkili bir tablo çiziyor. Bölgesel gerilim her geçen gün artarken uluslararası toplum olası sonuçları yakından takip ediyor. Bu gelişmeler ekonomik ve siyasi dengeleri doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. Analistler savaşın seyrini belirleyecek unsurları adım adım değerlendiriyor.

Savaşın başlangıcı 28 Şubat sabahına dayanıyor ve Epic Fury Operasyonu adıyla anılıyor. Trump’ın Cumhuriyetçilere yaptığı konuşmada zafer vurgusu yapması dikkat çekici. Ancak saatler önce başka bir yayında farklı bir tablo çizmesi belirsizliği artırıyor. İran’da yaşanan liderlik değişikliği de süreci karmaşıklaştırıyor. Ayetullah Hamaney’in öldürülmesi sonrası oğlu Mücteba Hamaney’in yeni dini lider seçilmesi önemli bir gelişme olarak kayıtlara geçti. Bu değişim operasyonun geleceğini etkileyebilecek nitelikte görülüyor. Uzmanlar ise farklı senaryolar üzerinde durmaya devam ediyor.
TRUMP’IN ÇELİŞKİLİ AÇIKLAMALARI VE SAVAŞIN MEVCUT DURUMU
ABD Başkanı Donald Trump savaşın durumuna ilişkin birbirinden farklı mesajlar veriyor. Cumhuriyetçilerin yıllık toplantısında ABD’nin savaşı zaten kazandığını ancak yeterince kazanmadığını açıkça ifade ediyor. Bu sözler operasyonun henüz tamamlanmadığını düşündürüyor. Aynı gün CBS News’e verdiği röportajda ise savaşın büyük ölçüde tamamlandığını söylüyor. Bu çelişki hem iç kamuoyunda hem de uluslararası alanda tartışmalara yol açıyor. Trump’ın Fox News’teki açıklamalarında yeni görüşmelerin mümkün olduğunu belirtmesi ise diplomasi kapısını aralık bırakıyor. Mücteba Hamaney’in babasının yerine geçmesinden duyduğu hayal kırıklığını dile getirmesi dikkat çekici bir detay olarak öne çıkıyor.

Operasyonun on iki gündür devam etmesi bölgedeki gerilimi sürekli canlı tutuyor. Trump’ın Venezuela örneğini İran için model olarak göstermesi stratejik bir bakış açısını yansıtıyor. Ocak ayında Venezuela lideri Nicolas Maduro’nun yakalanması ve yerine geçen başkan yardımcısıyla çalışılabilir ilişki kurulması benzer bir yol izlenebileceğini düşündürüyor. Ancak İran’ın siyasi yapısı ve kırk yedi yıllık direnci bu modeli zorlaştırıyor. Trump yeni dini liderin uzun süre görevde kalmayabileceğini ima ederek rejim değişikliği beklentisini ortaya koyuyor. Bu değerlendirmeler savaşın nasıl biteceğine dair ipuçları sunuyor. Çelişkili açıklamalar ise sürecin belirsizliğini koruyor.
Savaşın gidişatı hem askeri hem de siyasi boyutlarıyla yakından izleniyor. Trump’ın zafer ilan etme eğilimi piyasalarda hızlı çıkış beklentisi yaratıyor. Ancak beş yıl içinde yeniden savaşa girme riskini kendisi bile dile getiriyor. Bu uyarı gelecekteki istikrarsızlığa işaret ediyor. İsrail’in bağımsız hareket etme kapasitesi ise operasyonun seyrini etkileyebilecek başka bir faktör. Tüm bu gelişmeler Orta Doğu’da yeni dengelerin oluşabileceğini gösteriyor. Liderlerin sözleri her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Senaryoların gerçekleşme ihtimali ise zamanla netleşecek.
MÜZAKERE VE REJİM DEĞİŞİKLİĞİ İHTİMLERİ
Axios’un ilk senaryosunda müzakere edilmiş ateşkes ve nükleer anlaşma öne çıkıyor. Trump’ın operasyonun temel hedefi olarak İran’ın nükleer silah programını sona erdirmeyi göstermesi bu ihtimali güçlendiriyor. Savaş başlamadan kısa süre önce Cenevre’de dolaylı nükleer görüşmelerin üç turu yapılmıştı. Ancak Trump’ın temsilcileri Tahran’ın anlaşmaya ciddi yaklaşmadığını düşünmüştü. Ummanlı arabulucular savaş öncesi İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklamamayı kabul ettiğini ve barışın ulaşılabilir olduğunu belirtmişti. Yeni görüşmelerin mümkün olması ise diplomasi yolunu açık tutuyor. Mücteba Hamaney’in liderliği bu süreci etkileyebilecek kritik bir unsur olarak görülüyor.
İkinci senaryo Venezuela modeli olarak tanımlanıyor. Trump bu örneği İran için referans gösteriyor ve rejim değişikliğinin mümkün olabileceğini ima ediyor. Venezuela’da liderin yakalanması ve yerine geçen isimle ilişki kurulması benzer bir sürecin İran’da da yaşanabileceğini düşündürüyor. Ancak uzmanlar iki ülke arasında coğrafi ve siyasi farkların büyük olduğunu vurguluyor. İran rejimi uzun yıllardır yaptırımlara ve iç ayaklanmalara rağmen ayakta kalmayı başarmış durumda. Askeri dini ve siyasi kurumlar tek bir liderden bağımsız şekilde yapılandırılmış. Bu durum Venezuela modelinin uygulanmasını zorlaştırıyor.

Üçüncü senaryoda halk ayaklanması ve rejimin çöküşü ihtimali ele alınıyor. Ayetullah Hamaney’in öldürülmesi ekonomi üzerindeki ağır darbe ve savaş öncesi yaşanan büyük protestolar bu senaryoyu destekliyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu saldırıların cesur İran halkının kaderini kendi ellerine alması için gerekli koşulları yarattığını savunuyor. Ancak muhalefetin birleşik bir lideri bulunmuyor ve sahada örgütlü bir güç mevcut değil. Sürgündeki Rıza Pehlevi öne çıkan isimlerden biri olsa da Trump onun güvenilirliğini küçümsüyor. Pehlevi’nin yaklaşık elli yıldır İran’da yaşamaması da bu ihtimali zayıflatıyor. Rejimin çöküşü yine de tamamen göz ardı edilmiyor.
NÜKLEER OPERASYON VE ÇEKİLME SENARYOLARI
Dördüncü senaryoda nükleer stoklara yönelik özel kuvvet operasyonu gündeme geliyor. ABD ve İsrail’in yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu fiziksel olarak ele geçirme veya yok etme ihtimali değerlendiriliyor. Bu yaklaşım siyasi anlaşma yerine doğrudan tehdidin ortadan kaldırılmasını hedefliyor. Axios muhabirleri Barak Ravid ve Marc Caputo’nun haberine göre bu seçenek masada duruyor. Ancak operasyon balistik füze ateşleyen bir ülkeye sahada asker göndermeyi gerektiriyor. Bu riskli görev savaşın seyrini tamamen değiştirebilecek nitelikte. Nükleer tehdidin fiziksel olarak bitirilmesi uzun vadeli çözüm olarak sunuluyor.
Beşinci ve son senaryoda Trump’ın zafer ilan edip çekilmesi ihtimali yer alıyor. İran’ın füze ve İHA kapasitesinin yeterince zayıflatıldığına karar verilmesi durumunda hızlı bir çıkış mümkün olabilir. Piyasalar özellikle ABD’deki ekonomik sıkıntılar siyasi soruna dönüşmeden önce bu seçeneğe yöneliyor. Trump zafer ilan ederek operasyonun bittiğini duyurabilir. Ancak Tahran’daki siyasi durum çözülmemiş olsa bile çekilme gündeme gelebilir. İsrail’in onayı bu süreçte kritik rol oynuyor. İsrail Washington’dan bağımsız hareket etmeye hazır olduğunu göstermiş durumda. İran’ın nükleer tehdidini kalıcı biçimde ortadan kaldırma sözü veriyor.

Tüm bu senaryolar savaşın nasıl sonuçlanacağına dair farklı olasılıklar sunuyor. Müzakere yolundan rejim değişikliğine özel kuvvet operasyonuna kadar seçenekler geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Trump’ın çelişkili açıklamaları ise süreci daha da karmaşık hale getiriyor. Uluslararası toplum bu gelişmeleri yakından izlerken barış ve istikrar beklentisi artıyor. Operasyonun on iki gündür devam etmesi her senaryonun gerçekleşme ihtimalini canlı tutuyor. Gelecek günlerde atılacak adımlar Orta Doğu’nun kaderini belirleyecek. Senaryoların hangisinin hayata geçeceği ise zamanla netleşecek. Bölgesel dengeler bu süreçte yeniden şekillenebilir.





