İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenen ikinci tur dolaylı nükleer görüşmeler yaklaşık dört saatlik yoğun bir süreç sonunda sona erdi. Taraflar teknik detaylara odaklanırken, görüşmelerin yapıcı geçtiğine dair değerlendirmeler öne çıktı. Ancak hemen ardından gelen üst düzey açıklamalar, sürecin hassas dengesini koruduğunu gösterdi.
Teknik Ayrıntılara Odaklanan Yoğun Müzakere Süreci
Görüşmeler sabah saatlerinde başladı ve İran heyetinin binayı terk etmesiyle tamamlandı. İran tarafına Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlık ederken, Amerikan heyetinde Özel Temsilci Steve Witkoff ile birlikte Trump’ın damadı Jared Kushner yer aldı. Umman arabuluculuğunda yürütülen dolaylı format, önceki tura kıyasla daha ciddi bir atmosferde geçti.
Arakçi, görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada çeşitli fikirlerin tartışıldığını ve bir dizi temel ilke üzerinde genel mutabakat sağlandığını belirtti. İki tarafın olası anlaşma metinleri üzerinde çalışacağı ve bunları paylaşacağı ifade edildi. Bu adım, ileriye dönük bir yol açılması olarak değerlendiriliyor.
Henüz üçüncü tur için kesin tarih belirlenmedi. Her iki taraf da hükümetleriyle istişareler yapacak ve konular üzerinde hazırlık yürütecek. Yakın gelecekte yeni bir turun gerçekleşmesi öngörülüyor.
Çelişkili Lider Açıklamalarının Yarattığı Belirsizlik
Görüşmelerin hemen bitiminde İran Dışişleri Bakanı’nın olumlu mesajlarının ardından dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in paylaşımı dikkatleri dağıttı. Hamaney, Amerikalıların nükleer enerji müzakeresini “sonuçta bu enerjiye sahip olmamanız” şeklinde tanımladığını belirterek, böyle bir ön koşul varsa müzakereye yer olmadığını vurguladı. Müzakerelerin sonucunun baştan belirlenmesinin yanlış olduğunu ifade etti.
Arakçi ise ülkesinin nükleer silah peşinde olmadığını, ulusal güvenlik doktrininde böyle bir amacın bulunmadığını tekrarladı. Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın barışçıl amaçlı zenginleştirme hakkını tanıdığını ve bu hakkın pazarlık konusu olamayacağını belirtti. Her türlü tehdit karşısında savunma kapasitesinin tam olduğunu da ekledi.
Geçmiş İhlaller ve Güven Sorununun Altı Çizildi
Arakçi, 2018 yılında gerçekleşen tek taraflı çekilmenin uluslararası bir anlaşmanın açık ihlali olduğunu ve çok taraflı taahhütlerin güvenilirliğine darbe vurduğunu söyledi. Bu kararın İran halkına ağır ekonomik ve insani yükler getirdiğini hatırlattı. Ayrıca geçen Haziran ayında nükleer tesislere yönelik saldırının Birleşmiş Milletler Şartı ve uluslararası hukukla çeliştiğini belirtti.
Bu açıklamalar, müzakere masasında güven inşasının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Tarafların geçmiş deneyimleri dikkate alarak ilerlemesi gerektiği mesajı öne çıktı.
Piyasalarda Hızlı Tepki ve Fiyat Hareketleri
Görüşmelerin sona ermesinden kısa süre sonra piyasalarda belirgin hareketlilik yaşandı. Ons altın fiyatı görüşme öncesi seviyelerden gerileyerek 4 bin 860 dolar bandına indi. Benzer şekilde gümüş fiyatları da düşüş gösterdi. Bu gelişme, yatırımcıların olası anlaşma umudunu yansıttığı şeklinde yorumlandı.
Uzun Süreli Müzakereye Hazır Olma Mesajı
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, yaptırımların kaldırılmasının herhangi bir anlaşmanın ayrılmaz parçası olduğunu vurguladı. Heyetin Cenevre’de günlerce, hatta haftalarca kalmaya hazır olduğunu belirterek iyi niyet ve sonuç odaklı yaklaşımlarını dile getirdi. Zamanın önemine işaret ederek açık fikirli geldiklerini ifade etti.
Askeri Varlıkların Gölgesinde Devam Eden Gerilim
Görüşmeler sürerken ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla Orta Doğu’ya üç uçak gemisi konuşlandırıldığı öğrenildi. USS Abraham Lincoln, USS George H.W. Bush ve USS Gerald R. Ford’un bölgeye gönderilmesi dikkat çekti. Trump, anlaşma olmazsa sonuçlarını bildiklerini ancak İran’ın anlaşma istediğini düşündüğünü belirtti. İran rejiminin hemen düşmeyeceğini de kabul etti.
Karşılıklı Sert Sözler ve Caydırıcılık Vurgusu
Hamaney, Trump’ın açıklamalarına yanıt vererek rejimin yıkılmayacağını dile getirdi. Konuşlandırılan gemilerin tehlikeli olduğunu ancak onları yok edecek silahların daha etkili olduğunu söyledi. Amerikan ordusunun gücüne rağmen sert bir tokat yiyebileceğini ve ayağa kalkamayabileceğini ifade etti. Bu sözler, gerilimin askeri boyutta da sürdüğünü gösterdi.
Hürmüz Boğazı’nda Gösterilen Deniz Gücü
Bu süreçte İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı’nda “Akıllı Kontrol” adlı tatbikat başlattı. Eski yük gemileri hedef alınarak canlı atışlar gerçekleştirildi. Tatbikat sırasında boğaz birkaç saat süreyle kapatıldı. İHA’lardan fırlatılan füzelerle hedefler vuruldu ve üst düzey komutanlar tatbikata katıldı.
Devrim Muhafızları Donanması Komutanı Tuğamiral Alirıza Tangsiri, liderlerin emriyle boğazı kapatabileceklerini belirtti. Savaş koşullarında kullanılacak silahların tatbikattakilerden farklı olacağını da ekledi. Tatbikatın ilerleyen saatlerde sona ermesi bekleniyor.
Diplomasi ile Askeri Hamlelerin Paralelliği
Görüşmelerin teknik ilerleme kaydettiği bir anda askeri varlıkların artırılması ve karşılıklı tehditlerin devam etmesi, sürecin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koydu. Tarafların aynı anda hem müzakere masasında hem de sahada aktif olması, uluslararası kamuoyunda dikkatle izleniyor.
Güven İnşası ve Gelecek Adımlar
Temel ilkeler üzerinde mutabakat sağlanması, belge çalışmaları ve üçüncü tur hazırlıkları olumlu unsurlar olarak öne çıkıyor. Ancak liderlerin açıklamaları ve askeri hareketlilik, güven inşasının zaman alacağını gösteriyor. Her iki tarafın da iç istişareleri tamamlaması, bir sonraki aşamanın belirleyicisi olacak.
Bölgesel Dengeler Üzerindeki Potansiyel Etkiler
Nükleer dosyanın çözüme yaklaşması, enerji piyasalarından güvenlik dinamiklerine kadar geniş yankı yaratabilir. Yaptırımların kaldırılması gibi unsurların masada olması, ekonomik boyutun da önemini artırıyor. Sürecin dikkatli yönetilmesi, olası gerilimlerin kontrol altında tutulmasını sağlayabilir.
Bu kritik dönemde tarafların sorumlu adımlar atması, hem bölgesel istikrar hem de küresel enerji güvenliği açısından büyük önem taşıyor. Müzakerelerin seyrini yakından takip etmek, gelişmelerin daha net anlaşılmasına yardımcı olacaktır.

