Emekliler, yıllardır maaş hesaplamalarındaki adaletsizliklerden şikayet ediyor. Özellikle prim gün sayısı ve ödenen prim miktarıyla alınan aylık arasındaki bağın zayıflaması, sistemin en çok eleştirilen yönlerinden biri haline geldi. Bu durum, çalışırken daha fazla prim yatıranların emeklilikte bekledikleri karşılığı alamamasına yol açıyor.
Mevcut düzenlemede, örneğin 3.600 gün prim ödemiş bir sigortalı ile 9.000 gün prim ödemiş bazı Bağ-Kur’luların benzer seviyede maaş alabilmesi, “çok prim ödeyen cezalandırılıyor” algısını güçlendiriyor. Bu eşitsizlik, prim ödeme motivasyonunu olumsuz etkiliyor ve sosyal güvenlik sisteminin temel ilkesi olan “ne kadar prim, o kadar maaş” anlayışını zedeliyor.
Kulislerde konuşulan yeni yaklaşım, “2026 modeli” olarak adlandırılıyor. Bu model, mevcut maaş odaklı sistemden gelir ve ihtiyaç odaklı bir yapıya geçişi öngörüyor. Devlet, bağlanan maaş tutarını değil, hane gelirini ve yaşam standartlarını esas alarak destek sağlayabilir. Böyle bir değişim, dar gelirli emeklilere daha hedefli yardımlar sunma potansiyeli taşısa da, sosyal sigorta sisteminin sosyal yardım modeline dönüşmesi riskini beraberinde getiriyor.
Emekli maaşı, sosyal yardım değil, çalışılan yıllar boyunca ödenen primlerin karşılığı olarak kazanılmış bir haktır. Hazine destekli tamamlayıcı ödemelerin yaygınlaşması, sistemin yapısını bozabilir ve uzun vadede prim ödeme disiplinini zayıflatabilir. Uzmanlar, sosyal yardım uygulamalarının yapısal sorunları örtmek yerine büyüttüğünü vurguluyor.
Emeklilerin en önemli taleplerinden biri, aynı prim gün sayısı ve kazançla farklı yıllarda emekli olanlar arasındaki maaş farkının giderilmesi. İntibak düzenlemesi olarak bilinen bu talep, yıllardır gündemde olmasına rağmen çözüme kavuşmadı. Benzer şekilde, kök maaş uygulaması nedeniyle yüzdelik zamların düşük aylıklara yeterince yansımaması da büyük bir sorun olarak öne çıkıyor.
Memurlara verilen seyyanen artışların emekli aylıklarına da uygulanması beklentisi devam ediyor. Ayrıca aylık bağlanma oranlarının yeniden düzenlenmesi, sağlık hizmetlerinde alınan ilave ücretlerin kaldırılması ve çok prim ödeyenlerle az prim ödeyenler arasındaki farkın daha net ortaya konması gibi talepler de emeklilerin ortak gündeminde yer alıyor.
Yeni modelin, prim gün sayısı ve prime esas kazanç tutarını maaş hesabının temel unsurları haline getirmesi bekleniyor. Bu değişiklik gerçekleşirse, çalışırken daha yüksek prim yatıranlar emeklilikte daha yüksek aylık alacak. Ancak geçiş sürecinin nasıl yönetileceği ve mevcut emeklilerin durumunun ne olacağı henüz netleşmedi.
Emekli maaşlarındaki reform tartışmaları, sadece rakamlarla sınırlı kalmıyor. Sistemin sürdürülebilirliği, genç nesillerin prim ödeme isteği ve sosyal adalet dengesi gibi temel konular da masada. Kulislerde konuşulan modelin, kalıcı bir çözüm mü yoksa yeni tartışmaların başlangıcı mı olacağı, atılacak adımlara bağlı görünüyor.
Emekliler, hak ettikleri maaşın primleriyle orantılı olmasını ve enflasyon karşısında erimemesini istiyor. 2026’nın, emekli maaşları açısından dönüm noktası olabileceği konuşulurken, milyonlarca kişi gelişmeleri yakından takip ediyor. Sistemin yeniden “fabrika ayarlarına” döndürülmesi, hem mevcut emekliler hem de gelecekteki sigortalılar için kritik önem taşıyor.




