Son yıllarda Orta Doğu’nun en karmaşık coğrafyalarından birinde yaşananlar, uluslararası kamuoyunun dikkatini sürekli üzerine çekiyor. Bir ülkenin sınırları içinde onlarca farklı etnik köken, dil ve inanç grubunun bir arada yaşaması, hem zengin bir kültürel doku hem de sürekli gerilim potansiyeli yaratıyor. Bu mozaik yapı, zaman zaman barışçıl bir uyum görüntüsü verse de altında yatan derin ayrılıklar ve baskı mekanizmaları, her an yeni kırılmalara yol açabiliyor. Ancak bu gerilimlerin tam kaynağı, tarihsel arka planı ve günümüzdeki yansımaları makalenin ilerleyen bölümlerinde aşamalı olarak ele alınacak.

İran, Fars çoğunluğun yanı sıra Kürt, Azeri, Beluç, Arap ve Türkmen gibi önemli azınlık gruplarını bünyesinde barındıran bir mozaik devlet olarak tanımlanıyor. Nüfusun büyük bölümünü oluşturan Şiiler, Sünni azınlıklarla birlikte sınır bölgelerinde yoğunlaşıyor. Bu çeşitlilik, yüzyıllardır süren imparatorluk mirasından günümüze uzanan bir mirasın sonucu. Safevi döneminden itibaren Şiilik devlet dini haline getirilmiş, bu da komşu Sünni güçlerle ayrışmayı derinleştirmişti. 1935’te ülkenin adı resmen değiştirilerek modern ulusal kimlik vurgusu yapılmıştı. Siyasi sistem ise etnik kökene değil, İslam Cumhuriyeti ideolojisine sadakate dayanıyor. Bu yapı, yüksek düzeydeki yöneticilerde bile farklı kökenlere rastlanmasını mümkün kılıyor.
Ülke genelinde yaşanan protesto dalgaları, ekonomik krizler ve su kıtlığı gibi sorunlar, bu mozaik yapının çatışma potansiyelini sürekli artırıyor. Son otuz yılda en az otuz milyon kişinin yer değiştirdiği belirtiliyor; bu rakam nüfusun üçte birinden fazlasına karşılık geliyor. Aralık ayında patlak veren kitlesel gösteriler, internet kesintileri ve şiddetli müdahalelerle sonuçlanmıştı. Resmi rakamlara göre binlerce kişi etkilenmiş, bağımsız kaynaklar ise daha yüksek kayıp sayıları veriyor. Bu olaylar, toplumun geniş kesimlerinin mevcut sisteme karşı duyduğu hoşnutsuzluğu bir kez daha ortaya koymuştu.
Kürt Azınlığın Tarihsel Mücadelesi
İran’daki Kürt nüfus, dokuz ila on iki milyon arasında tahmin ediliyor ve çoğunluğu Sünni inanca sahip. Bu grup, İran, Irak, Suriye ve Türkiye sınırlarını aşan geniş bir coğrafyada yaşıyor. Tarih boyunca özerklik talepleriyle gündeme gelen Kürt hareketi, 1946’da kısa süreli Mahabad Kürt Cumhuriyeti deneyimiyle ilham kaynağı olmuştu. Ancak bu girişim Sovyet desteğiyle kurulsa da yalnızca on bir ay sürmüştü. 1979 Devrimi sonrası özerklik talepleri yeniden reddedilmiş ve ayaklanmalar acımasızca bastırılmıştı. 2022’de Mahsa Jina Amini’nin gözaltında ölümüyle başlayan “Kadın, Yaşam, Özgürlük” protestoları, özellikle Kürt bölgelerinde büyük yankı uyandırmış ve ülke geneline yayılmıştı. Bu olay, azınlıkların rejim baskısına karşı duyduğu tepkinin simgesi haline gelmişti.
Azeri Türklerin Kuzeybatıdaki Konumu
İran’ın kuzeybatısında yaşayan Azerbaycan Türkleri yaklaşık on sekiz milyon kişilik nüfusuyla en büyük azınlık gruplarından birini oluşturuyor. Batı ve Doğu Azerbaycan eyaletlerinde yoğunlaşan bu grup, 1828 Rus-İran Savaşı sonrası bugünkü Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ayrılmasıyla tarihsel bir kırılma yaşamıştı. Günümüzde “Güney Azerbaycan” ayrılıkçı akımları Tahran’ı rahatsız ederken, Bakü’deki milliyetçi söylemler de gerilimi artırıyor. Azerbaycan’ın İsrail ile yakın ilişkileri, İran yönetimini daha da tedirgin ediyor. Bu dinamik, etnik kimlik ile devlet sadakati arasındaki ince çizgiyi sürekli test ediyor.
Beluçların Sınır Bölgesindeki Zorlukları
Sistan ve Belucistan eyaletinde yaşayan Beluç nüfusu yaklaşık üç milyon kişi olarak tahmin ediliyor. Çoğunluğu Sünni olan bu grup, Pakistan ve Afganistan sınırlarını aşan aşiret yapısıyla dikkat çekiyor. Bölge, ülkenin en yoksul alanlarından biri ve kaçakçılık faaliyetleri geçim kaynağı haline gelmiş durumda. Uyuşturucu suçlarından verilen idam cezaları burada özellikle yüksek; son dönemde yaşanan infazların önemli bölümü bu eyalete ait. 2022 protestoları Belucistan’a hızla yayılmış ve Zahidan kenti hareketin merkezi olmuştu. İletişim kısıtlamaları ve internet kesintileri nedeniyle bilgi akışı sınırlı kalıyor, bu da bölgedeki baskının boyutlarını gizliyor.
Ekonomik Kriz ve Toplumsal Hoşnutsuzluk
Ülke genelinde yaşanan yüksek enflasyon, işsizlik ve su kıtlığı, mozaik yapıyı daha da kırılgan hale getiriyor. Protestolar genellikle ekonomik nedenlerle başlasa da hızla etnik ve siyasi taleplere dönüşüyor. Rejim, bu gösterileri “ayrılıkçı kaos” olarak nitelendirerek şiddetli müdahalelerde bulunuyor. Bağımsız kaynaklar, gösterilerde yüzlerce kişinin hayatını kaybettiğini, binlercesinin yaralandığını veya gözaltına alındığını belirtiyor. Bu baskı döngüsü, toplumda derin bir güvensizlik yaratıyor.
Rejimin Baskı Mekanizmaları ve Gelecek Senaryoları
İran yönetimi, azınlık taleplerini ulusal güvenlik tehdidi olarak görüyor ve komşu ülkelerle iş birliği yaparak bu tehditleri bertaraf etmeye çalışıyor. İdam cezaları, gözaltılar ve internet kesintileri rutin hale gelmiş durumda. Ancak net bir siyasi alternatifin bulunmaması, değişim taleplerini bastırıyor. Uzmanlar, ekonomik krizlerin derinleşmesi halinde mozaik yapının daha fazla çatışmaya yol açabileceğini öngörüyor. Bazı gözlemciler, etnik gruplar arasındaki dayanışmanın artmasıyla yeni protesto dalgalarının mümkün olabileceğini belirtiyor.
İran’ın iç dinamikleri, sadece bölgeyi değil, tüm Orta Doğu’yu etkileyen bir mozaik oluşturuyor. Etnik çeşitlilik, dini farklılıklar ve siyasi baskılar bir araya geldiğinde ortaya çıkan gerilimler, uluslararası arenada da yakından izleniyor. Bu mozaik yapının gelecekte nasıl şekilleneceği, hem iç dengelere hem de dış aktörlerin tutumuna bağlı görünüyor. Gelişmeler hızla ilerlerken, İran’daki iç çatışma potansiyeli tüm dünyanın dikkatini çekmeye devam ediyor. Bu tür analizler, bölgenin karmaşıklığını anlamak açısından önemli ipuçları sunuyor ve kamuoyunun konuyu daha derinlemesine kavramasına katkı sağlıyor.


