İran Savaşı Enflasyon Risklerini Yükseltiyor

Ortadoğu bölgesinde tırmanan gerilimler küresel enerji akışlarını ve ekonomik dengeleri derinden sarsmaya başladı. Çatışmaların enerji yolları üzerindeki etkisi, maliyet artışları ve ticaret akışındaki belirsizlikler birçok kesimi harekete geçirirken, yatırımcılar ve iş dünyası temsilcileri gelişmeleri yakından izliyor. Jeopolitik risklerin nasıl bir ekonomik tablo oluşturacağı merak konusu olurken, kısa vadeli dalgalanmaların ötesinde uzun dönemli baskıların gündeme gelebileceği tartışılıyor. Bu süreçte enflasyon dinamikleri başta olmak üzere çeşitli göstergelerdeki olası değişimler, dikkatle değerlendirilmesi gereken unsurlar arasında yer alıyor ve detaylar giderek netleşiyor.

Bölgede İran ile 534 kilometrelik sınır paylaşan ve yıllık 5,5 milyar dolarlık ticaret hacmine sahip olan ekonomide, bu gelişmeler özel bir endişe kaynağı haline geldi. İş dünyası temsilcileri, enflasyonla mücadele sürecinin zorlaşabileceğini ve ihracat performansında gerilemeler yaşanabileceğini öngörüyor. Piyasa uzmanları ise kısa vadeli etkilerden ziyade, bölgedeki diğer aktörlerle ilişkilerin geleceğinin uluslararası yatırımcılar açısından kritik olacağını belirtiyor. Bu bağlamda, resmi açıklamalar temkinli iyimserlik sunarken, bağımsız analizler daha detaylı risk senaryoları ortaya koyuyor.

Ekonomiden sorumlu cumhurbaşkanı yardımcısı Cevdet Yılmaz, sosyal medya üzerinden yaptığı değerlendirmede makroekonomik temellerin sağlamlığına vurgu yaparak, ekonominin geçmişte birçok dışsal etkiye karşı direnç gösterdiğini hatırlattı. Bölgedeki jeopolitik gelişmelerin yaratabileceği geçici etkilere karşı kurumların ön alıcı tedbirler aldığını ve tüm gelişmelerin yakından takip edileceğini ifade etti. Hazine ve maliye bakanı Mehmet Şimşek de benzer bir yaklaşımla, ekonominin güçlü temellere sahip olduğunu ve piyasaların sağlıklı işleyişi için gereken tüm adımların atılacağını belirtti. Bu açıklamalar, kısa vadeli istikrarı koruma odaklı bir stratejiyi yansıtırken, uzmanlar uzun vadeli etkileri ayrı bir başlıkta ele alıyor.

Hükümet kanadından gelen bu olumlu mesajlara rağmen, çatışmanın uzaması halinde dış ticaret ve enflasyon yönetiminde ciddi zorluklar yaşanabileceği tahmin ediliyor. İktisatçı Mahfi Eğilmez, kendi internet sitesinde yayınladığı detaylı yazısında, kurda ve enerji fiyatlarında eş zamanlı artış yaşanması durumunda cari açıkta 5 milyar dolara varan bir genişleme ile enflasyonda 1,2 puana kadar ek yük oluşabileceğini hesapladı. Son üç günde carry trade yoluyla gelen sıcak paranın dörtte birinin çıktığını tahmin ettiğini belirten Eğilmez, her krizin aynı zamanda yeniden konumlanma fırsatı yarattığını da ekledi. Enerji koridoru rolünün güçlendirilebileceğini, LNG kapasitesinin artırılabileceğini ve yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılabileceğini söyleyen uzman, kısa vadede maliyetlerin fırsatları ağır bastığını kabul etmek gerektiğini vurguladı.

Dış ticaret dengesine ilişkin veriler, risklerin boyutunu daha net ortaya koyuyor. İstatistik kurumu ve ticaret bakanlığı işbirliğiyle hazırlanan Ocak ayı geçici dış ticaret rakamlarına göre, 2025 yılının tamamında dış açık bir önceki yıla kıyasla yüzde 11,9 artışla 92 milyar 9 milyon dolara ulaşmıştı. Merkez bankasının ödemeler dengesi istatistikleri ise cari işlemler hesabının 2025 yılında 25,21 milyar dolar açık verdiğini gösteriyor. Bu mevcut tabloya eklenebilecek enerji fiyatı artışları, dengeleri daha da zorlayabilir ve ithalat faturasını şişirebilir.

Dış ticarete yön verenler derneği başkanı Dr. Hakan Çınar, Ortadoğu’daki savaşın başta petrol ve doğalgaz olmak üzere enerji fiyatlarında ciddi yükselişlere yol açacağını ifade etti. Dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın risk altına girmesinin fiyatları hızla yukarı çekebileceğini kaydeden Çınar, enerji maliyetlerindeki bu artışın küresel enflasyonu olumsuz etkileyeceğini dile getirdi. İran’ın saldırılar sonrası güneyindeki Hürmüz Boğazı’ndan gemilerin geçişini durdurması, küresel enerji sevkiyatı için en kritik noktalardan biri olarak öne çıkıyor ve bu durum navlun ile sigorta maliyetlerini de doğrudan etkiliyor.

Yerel ekonomi açısından bakıldığında, artan enerji ithalat maliyetleri cari açık, enflasyon, kur ve finansman baskısı gibi zincirleme etkiler yaratabilir. Petrol fiyatlarındaki yükselişin ithalat maliyetlerini kesin olarak artıracağını belirten Çınar, ihracat ve ihracatçıların da bu durumdan olumsuz etkileneceğini özellikle kimya, plastik ve enerji yoğun sektörlerin daha fazla zarar görebileceğini kaydetti. Ancak savaşın kısa sürede sonuçlanması halinde etkilerin sınırlı kalabileceğini ve uzun vadeli hasarın önlenebileceğini de sözlerine ekledi. İran’dan yapılan doğalgaz ithalatı, Rusya ve Azerbaycan’ın ardından üçüncü sırada yer alıyor ve bu kalemdeki fiyat dalgalanmaları üretim maliyetlerini doğrudan yükseltiyor.

İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 sonunda 5,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşiyor. Bunun 3 milyar dolarlık bölümü ihracattan, yaklaşık 2,5 milyar dolarlık kısmı ise ithalattan oluşuyor. İhracatta makine ve ekipmanlar, kimyevi ürünler ile gıda ürünleri ön sıralarda yer alırken, ithalatın önemli bir kısmını enerji ürünleri oluşturuyor. Ham petrol ithalatı ise 2019’dan beri ABD yaptırımları nedeniyle resmi olarak yapılmıyor. Bu ticaret ilişkilerindeki belirsizlik, hem ihracatçıları hem de ithalatçıları temkinli davranmaya zorluyor.

İhracatçılar meclisi başkan yardımcısı ve güneydoğu anadolu ihracatçı birlikleri koordinatör başkanı Fikret Kileci, İran ve Körfez bölgesiyle ticarette şu anda sağlıklı bir strateji belirlemenin zorlaştığını belirtti. Acele kararlar almanın ve pozisyon değiştirmenin yanlış olacağını vurgulayan Kileci, en önemli şeyin itidalli davranmak olduğunu söyledi. Mantığı kullanarak beklemek ve duruma göre hareket etmek gerektiğini ifade eden Kileci, binlerce şirketin bu pazarlarda faaliyet gösterdiğini hatırlattı. Tüccar ve üretici olarak iş yapmaya devam etmek gerektiğini ancak bölgeye zarar verecek gelişmelerde fedakarlık yapmanın da göz önünde bulundurulması gerektiğini ekledi. Bu süreçte devlet desteklerinin önemine de dikkat çekti.

Ortadoğu’daki tırmanış, yüksek enflasyonla mücadele eden ekonomide faiz politikalarını da doğrudan etkiliyor. Çatışma öncesi yüzde 37 seviyesindeki politika faizinin 12 Mart’taki merkez bankası toplantısında en az 100 baz puan indirilmesi beklentisi hakimdi. Ancak İran’a yönelik saldırılar ve misilleme riskleri sonrası bu beklentiler değişti. New York merkezli JPMorgan, artan risk primi nedeniyle merkez bankasının 12 Mart toplantısında faizi yüzde 37’de sabit bırakacağını öngördü. Bankanın kıdemli ekonomisti Fatih Akçelik, risk primlerindeki yükseliş nedeniyle daha önce beklenen indirimin gerçekleşmeyeceğini belirtti.

Kurum ayrıca 2026 sonu politika faizi tahminini yüzde 30’dan yüzde 31’e, enflasyon tahminini yüzde 24’ten yüzde 25’e ve cari açık tahminini 29 milyar dolardan 35 milyar dolara revize etti. Hollanda merkezli ING Global ise petrol fiyatlarındaki yüzde 10’luk bir artışın enflasyonu yaklaşık 1,10 puan yukarı taşıyabileceğini hesapladı. Bu gelişmelerin 12 Mart toplantısında faiz indirimlerine ara verilmesi ve odağın kur istikrarına kayması anlamına gelebileceğini ifade etti.

Uluslararası finansal danışmanlık şirketi STRFS baş stratejisti Dr. Atahan Çelebi, ekonomik beklentilerde bozulma veya düzelme için ilk bakılacak konunun ikili ilişkilerin geleceği olacağını söyledi. Artan petrol fiyatlarının cari açık ve enflasyonda belli miktarda olumsuzluk yaratacağını ancak genel ekonomik görünümde büyük sıkıntı beklemediğini belirten Çelebi, uluslararası yatırımcılar için asıl önemli noktanın Suriye gibi bölgelerde yaşanacak yakınlaşma veya gerilimler olduğunu vurguladı. Para politikasını ve ekonomik dengeleri daha çok etkileyecek unsurun bu ikili ilişkiler olduğunu kaydeden Çelebi, İsrail’deki yatırımcıların da bu konuda büyük merak içinde olduğunu ve atılacak adımların yakından takip edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Petrol fiyatlarındaki her yükselişin doğrudan ithalat faturasını ve üretim maliyetlerini etkilediği bu ortamda, navlun giderleri ile sigorta primlerindeki artış da tedarik zincirlerini zorluyor. Küresel enflasyonist baskıların yerel piyasalara yansıması gıda, ulaşım ve sanayi ürünlerinde maliyet artışına yol açabilir. İhracatçılar açısından lojistik zorluklar ve talep daralması riski de ayrı bir başlık oluşturuyor. Bu çok boyutlu etki, hem bireysel yatırımcıların hem de işletmelerin strateji revizyonunu zorunlu kılıyor.

Uzun vadede enerji ithalatını çeşitlendirmek, yerli üretim kapasitesini artırmak ve yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırmak gibi adımlar önem kazanıyor. Kısa vadede ise odak noktası anlık fiyat hareketleri, kur baskısı ve enflasyonist yansımalar oluyor. İş dünyasından gelen çağrılar, sakin ve ölçülü bir yaklaşımın benimsenmesi ile devlet destek mekanizmalarının devreye girmesi yönünde. Binlerce şirketin bölge pazarlarındaki varlığı düşünüldüğünde, dengeli politikaların ekonomik istikrarı korumada kritik rol oynayacağı görülüyor.

Tüm bu gelişmeler bir araya getirildiğinde, bölgesel çatışmanın ekonomik sonuçlarının oldukça geniş bir yelpazeyi kapsadığı ortaya çıkıyor. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki her artışın ithalat maliyetlerini şişirmesi, cari açıkta genişleme yaratması ve enflasyonist baskıyı güçlendirmesi, karar alıcılar için en kritik değişkenler arasında yer alıyor. Piyasalar bu süreci yakından takip ederken, uzman tahminleri ile resmi açıklamalar arasında denge kurmak büyük önem taşıyor. Gelecek haftalarda yaşanacak yeni gelişmeler, özellikle enerji piyasaları, para politikası ve ticaret akışları açısından belirleyici olacak gibi görünüyor. Bu dönemde yatırımcıların temkinli adımlar atması, riskleri iyi yönetmesi ve olası fırsatları dikkatle değerlendirmesi öneriliyor. Bölgesel istikrarın sağlanması, ekonomik dengelerin korunması açısından da hayati bir rol oynayacak.

  • Bilal Demir

    Bilal Demir, 2015 yılından beri ekonomi, siyaset, uluslararası ilişkiler ve güncel olaylar alanında uzmanlaşmış bir gazetecidir. Sadecetv.com’un kurucusu ve başyazarı olarak, altın-gümüş piyasaları, ABD siyaseti, Türkiye’nin iç ve dış politikası ile ilgili derin analizler kaleme almaktadır. Özellikle finansal piyasalardaki kritik seviyeler, siyasi skandallar ve toplumsal gelişmeler üzerine yaptığı araştırmalarla tanınmaktadır. 10 yılı aşkın dijital medya tecrübesiyle, okuyucularına güvenilir ve tarafsız bilgi sunmayı ilke edinmiştir.

    Related Posts

    Gram Altında Sessizlik Yaklaşan Hareketliliğin Habercisi mi?

    Gram altın piyasasındaki dar bant seyri yatırımcıları düşündürüyor. Küresel jeopolitik riskler ve enflasyon verileriyle birleşen bu sakinlik, uzmanlara göre potansiyel dalgalanmanın öncüsü olabilir. Kısa vadeli geri çekilmeler alım fırsatı sunarken uzun dönemli hedefler dikkat çekici seviyelerde seyrediyor.

    Gram Altında Derin Sessizlik Yaklaşan Fırtınanın mı İşareti

    Gram altın kritik sınıra dayandı, İslam Memiş’in rakamları piyasaları heyecanlandırdı. Mayıs ve Haziran için şok tahminler kapıda.