Bölgenin karmaşık siyasi yapısında son zamanlarda yaşanan gelişmeler birçok kişiyi şaşırtmaya devam ediyor. Özellikle İran coğrafyasında Kürt kökenli siyasi oluşumlar arasında ortaya çıkan yeni dinamikler uzmanları ve takipçileri uzun uzun düşündürüyor. Bu adımların ne anlama geldiği, kimlerin dahil olduğu ve olası sonuçları merak uyandıran sorular arasında yer alıyor.
Bu gelişmelerin merkezinde, İran Kürdistanı’ndaki beş siyasi örgüt tarafından 22 Şubat 2026 tarihinde ilan edilen ortak cephe bulunuyor. Amaç, mevcut rejimi devirmek ve Kürt halkının self determinasyon hakkını gerçekleştirmek olarak açıklanıyor. Bu birlik aynı zamanda İran’ın geleceğini yeniden şekillendirmeyi, demokratik ve seküler bir yapı kurmayı hedefliyor. Sosyal adalet, cinsiyet eşitliği, serbest seçimler ve tüm ulusal ile dini toplulukların temel haklarının güvence altına alınması ilkeleri de ortak manifestoda yer alıyor.
Ortak Cephede Yer Alan Örgütler ve Liderleri
Birliğe katılan beş örgüt uzun yıllardır farklı siyasi hatlarda faaliyet gösteriyor ancak ilk kez bu kadar geniş bir platformda yan yana geliyor. İran Kürdistanı Demokratik Partisi Mustafa Hijri önderliğinde yer alıyor. Pejak yani İran Kürdistanı Özgür Yaşam Partisi Peyman Viyan ve Emir Kerimi eş başkanlığında temsil ediliyor. Komala Devrimci İşçiler Topluluğu Reza Cabi liderliğinde, Hebat Kürdistan Mücadele Örgütü Babashah Hüseyin yönetiminde ve PAK Kürdistan Özgürlük Partisi ise Hüseyin Yezdan Penah tarafından katılıyor.
Bu beş liderin katılımıyla gerçekleşen toplantı, Kürt hareketinin İran rejimine karşı mücadelesinde yeni bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. İçeride koordinasyon güçlendirilirken dışarıda da Kürt sesinin daha güçlü duyurulması hedefleniyor. Özellikle Pejak’ın 2 Mayıs 2024 tarihinde Kandil’de gerçekleştirdiği 7. kongresinde alınan kararlar bu birliğe zemin hazırlamış görünüyor. Kongrede yeni eş başkanlar seçilmiş ve örgütün silah bırakmayacağı, dağılmayacağı net bir şekilde vurgulanmıştı.
Katılmayan Fraksiyonlar ve Nedenleri
Birliğe dahil olmayan Kürt örgütleri de dikkat çekiyor. İran Komünist Partisi KOMA’nın lideri İbrahim Alizadeh ideolojik çizgiyi korumak istediği için uzak dururken, Kürdistan İşçi Sendikası lideri Ömer İlhanizade ile geçmişteki çatışmalar nedeniyle mesafeli. Abdullah Muhtedi’nin Komala fraksiyonu ise şeffaflık eksikliği, Iraklı Yurtseverler Birliği ile yakın ilişkileri ve tarihsel nedenlerle Pahlavi ailesine karşı tutumu nedeniyle birliğin dışında kaldı.
Bu ayrılıklar, Kürt siyasetinin iç dinamiklerinin ne kadar karmaşık olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bazı gruplar muhafazakar çizgide kalırken diğerleri daha pragmatik yaklaşımlar sergiliyor. Yine de beş örgütün bir araya gelmesi, İran Kürdistanı’ndaki hareketin genişlemesi açısından tarihi bir fırsat olarak görülüyor.
İsrail Bağlantısı ve Dış Destek İddiaları
Ortak cephe tartışmalarında en çok merak edilen konu İsrail’in rolü. Özellikle PAK’ın açık ilişkileri nedeniyle bu örgüt bazı kesimlerce “dışarıdan” olarak nitelendiriliyor. Hüseyin Yezdan Penah liderliğindeki PAK’ın İsrail ile bağlantıları uzun süredir biliniyor. Öte yandan Pejak’ın Kandil’de İsrailli gazeteci Itay Engel tarafından röportaj verilmesi de dikkatleri çekti. Bu röportajın ilk kez bir İsrailli gazetecinin Kandil’e gitmesiyle gerçekleşmesi, istihbarat bağlantısı iddialarını güçlendirdi.
Peyman Viyan’ın röportajında İran halkının özgürlüğünün İsrail ile işbirliğine bağlı olabileceği yönündeki ifadeler de tartışma yarattı. PAK’a bağlı kadın savaşçıların rejim hedeflerine saldırı eğitimi aldığı, silah ve iletişim cihazlarının İran’da ele geçirildiği haberleri ise dış desteğin somut işaretleri olarak değerlendiriliyor. Hacı Emin lakaplı istihbarat figürünün de bu süreçte önemli rol oynadığı belirtiliyor. 2022’de Erbil’e sığınan ve İsrail’e istihbarat verdiği iddia edilen Hacı Emin, birliğin ilanından sonra destek mesajı yayınlamış ancak kısa süre sonra silmişti.
ABD Askeri Yığınağı ve Bölgesel Bağlam
Bu gelişmeler, ABD’nin İran sınırlarındaki askeri yığınağının 2003 Irak işgalinden bu yana en yüksek seviyeye çıktığı bir dönemde yaşanıyor. Uzmanlar, Washington ve Tel Aviv’in İran’ın siyasi ve askeri liderlerini, komuta sistemlerini, savunma ve saldırı altyapısını hedef alacak operasyonlar planladığını ve silahlı grupları rejim karşıtı ayaklanmalar için harekete geçirebileceğini belirtiyor. Kürtlerin bu denklemde kilit rol oynayabileceği görüşü yaygın.
Ekim 2022 sonunda başlayan Jin Jiyan Azadi protestoları, 7 Ekim 2023 sonrası İsrail’in bölgesel saldırıları ve güç dengelerindeki değişim bu süreci hızlandırmış görünüyor. Pejak’ın 2011 ateşkes anlaşmasına sadık kaldığı ancak İran’ın 2022 ve 2023’teki bombardımanlarına rağmen silah bırakmayacağı vurgusu da dikkat çekici. Emir Kerimi’nin “Bu bizim savaşımız değil” açıklaması, örgütün pozisyonunu netleştiriyor.
Irak ve Suriye’deki Yansımalar
Birliğin Irak Kürdistanı Bölgesel Yönetimi’ndeki dinamikleri de etkiliyor. İran’ın geçmiş yıllarda Erbil’deki Kürt kamplarını bombalaması, Bağdat ile 2022-2023 güvenlik anlaşması ve Lahur Şeyh Cengi’nin karargahına 2025 Ağustos’unda düzenlenen baskın gibi olaylar gerilimi artırıyor. Barzani ailesinin Suriye’deki yakınlaşma çabaları ise SDF bölgelerini ve İran-Suriye-Irak hattını doğrudan ilgilendiriyor.
Kürdistan Demokratik Partisi Irak kolunun liderleri Erbil’de bulunurken, Pejak’ın Kandil’deki varlığı İran bombardımanlarından korunmuş durumda. Irak İçişleri Bakanı Reber Ahmed Beşli’nin “Kürdistan bölgesi komşulara tehdit değil” açıklaması da bu hassas dengeyi yansıtıyor.
Gelecek Senaryoları ve Stratejik Önem
Uzmanlar, bu beşli birliğin İran’daki kaos durumunda Kürt şehirlerini kontrol altına alma potansiyeli taşıdığını söylüyor. Suriye’de YPG’nin oynadığı role benzer bir senaryo gündeme gelebilir. PAK komutanlarından Robar’ın “Ülkemize, hatta Tahran’a döneceğiz” sözleri ise mücadele kararlılığını ortaya koyuyor.
Bölgesel güçlerin bu gelişmelere nasıl tepki vereceği, ABD’nin olası sınırlı operasyonları ve Trump dönemindeki politikanın yönü yakından takip ediliyor. Kürtlerin İran rejimine karşı ortak cephe oluşturması, Orta Doğu’da yeni ittifakların ve çatışma hatlarının habercisi olabilir. Bu süreçte iç ve dış dinamiklerin dengesi, Kürt halkının geleceğini doğrudan etkileyecek.
Tüm bu bilgiler ışığında, İran Kürdistanı’ndaki siyasi hareketlilik sadece yerel bir mesele olmaktan çıkmış durumda. Bölgesel istikrarı, uluslararası ilişkileri ve güç dengelerini derinden etkileyebilecek bir dönemeçteyiz. Gelişmelerin nasıl şekilleneceğini zaman gösterecek ancak şu anki tablo, Kürt siyasetinde tarih yazacak nitelikte görünüyor. Takipte kalmak, bu kritik sürecin her aşamasını anlamak açısından büyük önem taşıyor.

