TBMM lokantasında stajyer olarak çalışan kız çocuklarına yönelik cinsel istismarla suçlanan ve daha önce tahliye edilen dört kişi, savcılığın itirazı üzerine yeniden tutuklandı. Yeniden tutuklama kararının ardından mağdur kız çocuğunun babası, yaşadıkları süreci ve adalet beklentilerini Sözcü TV Ana Haber sunucusu Serdar Cebe’ye anlattı. Baba, ilk tahliye kararının aileleri derinden yıprattığını, buna rağmen davaya saygılarının tam olduğunu vurgularken, çocuklarının hâlâ psikolojik tedavi gördüğünü söyledi.
TBMM’deki taciz davasında yeniden tutuklama kararı
Olay, Türkiye Büyük Millet Meclisi lokantasında stajyer olarak çalışan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar iddialarıyla gündeme gelmişti. Soruşturma kapsamında dört kişi hakkında işlem yapılmış, bu kişiler bir süre sonra serbest bırakılmıştı. Haberde, savcılığın tahliye kararına itiraz etmesi üzerine dört kişinin yeniden tutuklandığı bilgisi yer alıyor. Bu yeni karar, hem kamuoyunda oluşan tepkilerin hem de adli sürecin seyrinin yeniden değerlendirildiğini gösteren bir dönüm noktası niteliği taşıyor.
Baba, bu gelişme sonrası yaptığı değerlendirmede, “Yapılan itiraz neticesinde tekrar tutuklandılar. Teşekkür ediyoruz kendilerine de. Adalet diyoruz, adalete güvenimiz tam.” sözleriyle, ikinci kararla birlikte adalet duygularının kısmen onarıldığını ifade ediyor. İlk tahliye sürecinde adalete olan güvenlerinin kırıldığını, ancak yeni tutuklama kararıyla bu güvenin yeniden güçlenmeye başladığını dile getiriyor.
Mağdur ailenin yaşadığı psikolojik yıpranma
Baba, ilk tahliye kararının kendilerini derinden sarstığını, bu süreçte “yıprandıklarını” vurgulayarak, kararın doğru olmadığını düşündüklerini açıkça ifade ediyor. Bununla birlikte, davayı ve mahkeme kararlarını yargılamanın kendi “haddine olmadığını” söyleyerek, hukuki sürece saygı duyduklarını özellikle belirtiyor.
Ailelerin en büyük yükünün psikolojik boyutta olduğunu anlatan baba, kızlarının hâlâ psikolojik tedavi gördüğünü, çocukların yaşadıklarından ister istemez etkilendiğini söylüyor. “Bizler çok belli etmesek de onlar çocuk; genç değiller, çocuk sonuçta.” cümlesiyle, yetişkinlerin bile taşımakta zorlanacağı bir travmayı taşıyan çocukların kırılganlığını hatırlatıyor. Baba, diğer mağdur yakınlarıyla sürekli irtibat halinde olduklarını, süreci birlikte takip ettiklerini de ekliyor.
Eksik deliller, telefon incelemeleri ve 2018 iddiası
Baba, dosyadaki delillerin durumu ve soruşturmanın derinliğiyle ilgili de önemli bir tablo çiziyor. Mahkemenin tahliyeye gerekçe olarak “deliller toplandı” değerlendirmesinde bulunduğunu, ancak kendilerinin delillerin tam olmadığı kanaatini taşıdığını ifade ediyor. Özellikle, şüphelilerin telefonlarının inceleme sonuçlarının henüz çıkmadığını bildiklerini, buna rağmen ara kararda “deliller toplandı” denilmesini eleştiriyor.
Baba, ikinci duruşmada “Sayın Mahmut Bey’in verdiği bazı evraklar” olduğunu, bu evrakların içeriğini tam olarak bilmediklerini ancak beyanlardan “olayın 2018’den beri devam ettiği” yönünde bir izlenim edindiklerini dile getiriyor. Bu tespitin, istismarın tekil bir olaydan ibaret olmayabileceği, daha uzun süreli ve sistematik bir sorun olabileceği ihtimalini gündeme getirdiğini ifade ediyor.
Öte yandan, “Yeni itiraflar, yeni bilgiler, bazı duyumlar var ama kesin bilgi olmadan bunları konuşmak doğru değil.” diyerek, kulis bilgisi niteliğindeki iddiaları dillendirmekten özellikle kaçınıyor. Bu, hem yargı sürecinin sağlıklı ilerlemesi hem de kamuoyunun yanlış ya da eksik bilgiyle yönlendirilmemesi açısından önemli bir hassasiyet olarak öne çıkıyor.
Adalet beklentisi ve sürecin seyri
Baba, konuşmasının birçok yerinde “adalet” vurgusu yaparak, sürecin hukuka uygun ve titiz şekilde yürütülmesi beklentilerini yineliyor. İlk tahliye kararının yarattığı kırgınlık, yeniden tutuklama kararıyla kısmen giderilmiş olsa da, delillerin tam olarak toplanıp toplanmadığı, telefon incelemelerinin ne ortaya koyacağı ve 2018 iddiasının derinlemesine araştırılıp araştırılmayacağı, davanın geleceği açısından belirleyici başlıklar olarak öne çıkıyor.
Mağdur çocukların devam eden psikolojik tedavisi, bu tür dosyalarda sadece hukuki değil, aynı zamanda psikososyal desteğin de ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösteriyor. Baba’nın “Çocuklarımız hâlâ psikolojik tedavi görüyorlar.” cümlesi, verilen her ara kararın, her yeni tutuklama ya da tahliye haberinin, çocukların ve ailelerin dünyasında doğrudan duygusal karşılığı olduğunu hatırlatıyor.
Sonuç olarak, TBMM’deki taciz skandalında savcılığın itirazı sonrası gelen yeniden tutuklama kararı, hem kamu vicdanı hem de mağdur aileler açısından önemli bir eşik oluşturmuş durumda. Ancak baba’nın da altını çizdiği gibi; telefon incelemeleri, iddia edilen geçmiş tarihli olaylar ve yeni itirafların nasıl ele alınacağı, hem adalet duygusunun tam olarak tesis edilmesi hem de benzer vakaların önlenmesi açısından bu sürecin en kritik aşamalarını oluşturacak.

