Jannah Theme License is not validated, Go to the theme options page to validate the license, You need a single license for each domain name.

Memur-Sen Başkanı Yalçın ve Cumhuriyet Krizine Geniş Tepki

Kızılcahamam'daki toplantıda Cumhuriyet'i "100 yıllık narkoz" olarak niteleyen Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, tarihçilerden siyasetçilere, muhalif sendika liderlerinden sosyal medya kullanıcılarına uzanan geniş bir kesimden sert eleştiri aldı.

Türkiye’nin en büyük kamu çalışanları konfederasyonu olan Memur-Sen’in genel başkanlık koltuğunu 2015’ten bu yana işgal eden Ali Yalçın, geçtiğimiz günlerde katıldığı bir toplantıda Cumhuriyet tarihini ve devrimlerini açıkça hedef alan bir söylem benimsedi. Kızılcahamam’da gerçekleştirilen “9. Türkiye Buluşması” adlı etkinlikte yaptığı konuşmayla gündemin tam merkezine oturan Yalçın, Memur-Sen Genel Başkanının Cumhuriyet karşısındaki tutumunun bu denli açık ifadesini bulmadığı bir dönemde çok yönlü ve sert tepkilerin hedefi oldu. Kamuoyunda “nankörlük” olarak nitelendirilen bu tutum, yüz binlerce kamu emekçisini temsil etmesi gereken bir sendikal liderden beklenebilecek söylemlerle ne ölçüde bağdaştığı sorusunu da beraberinde getirdi.

Yalçın, söz konusu toplantıda cumhuriyetin kuruluşuna ve Atatürk devrimlerine dair ağır bir metafor kullandı. Türkiye’nin “yeni bir uyanış” yaşadığını savunan Memur-Sen Genel Başkanı, “Yiğit düştüğü yerden kalkar. Anadolu, 100 yıllık narkozdan çıkıyor” diyerek cumhuriyetin kuruluşunu tarihsel bir uyuşma dönemine benzetti. Bunun yanı sıra laik eğitimi ve çeşitli toplumsal kesimleri “nefret kusan” unsurlar olarak tanımladı. Ancak tarihçi Sinan Meydan başta olmak üzere pek çok isim, bu sözlerin hangi tarihsel gerçeklerle çeliştiğini adım adım ortaya koydu.

Tarihçi Meydan’dan Tarihi Bir Yanıt

Tarihçi-yazar Sinan Meydan, Yalçın’ın söylemlerine sosyal medya üzerinden sert ve belgesel bir yanıt verdi. Cumhuriyet’in kuruluş sürecini bağımsızlık savaşıyla başlatarak anlatan Meydan, emperyalizme karşı verilen kurtuluş mücadelesinin ardından Lozan’da kapitülasyonların kaldırıldığını, padişah egemenliğinin sona ererken halkın kendi kaderini belirleyebildiğini vurguladı. Tarihçiye göre asıl narkoz, Anadolu halkının yüzyıllarca yaşadığı bilgisizlik, bağımlılık ve sömürü düzeniydi; cumhuriyet ise bu uykuyu ortadan kaldıran köklü bir uyanış olarak tarihin sayfalarına geçti. Meydan’ın aktarımında dikkat çeken bir başka nokta ise cumhuriyetin okuryazarlık oranlarını on yıllar içinde yüzde doksan artırdığı yönündeki tarihsel verilerdir. Nitekim tarihçi, Atatürk’ün Cumhuriyet tarihini kendi içinde kalmakla değil, çok sayıda arkeolojik kazı, tarih kurultayı ve araştırma projesini hayata geçirerek inşa ettiğine işaret etti.

Öte yandan Eğitim-İş Genel Sekreteri Yeliz Toy, Memur-Sen’in bu söyleminin uzun süredir sürdürdüğü bir “takiyenin” son halkası olduğuna dikkat çekti. Toy, Yalçın’ın konu olarak “İslamofobi, LGBT ve başörtüsü” üçlüsünü devreye sokmasını siyasi efendilerinden edinilmiş bir ezber olarak nitelendirerek sendikanın gerici bir faaliyet içinde olduğunu açıkça dile getirdi. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay ise söz konusu sözlerin bir akıl ya da muhakeme ürünü değil, ideolojik körlüğün yansıması olduğunu vurguladı. Özbay’a göre aklı özgür nesiller yetiştirmeyi “narkoz” sanan bir anlayış, aslında biat kültürüne duyduğu özlemi deşifre etmektedir.

Sendikal Kimlik ve Siyasal Konum Tartışması

Memur-Sen’in on yılı aşkın süredir iktidar partisiyle kurduğu yakın ilişki ve konfederasyonun üye sayısındaki olağandışı büyüme, kamu çalışanları sendikacılığı alanındaki akademik ve gazetecilik çevrelerinde “sarı sendikacılık” tartışmalarını uzun süredir canlı tutmaktaydı. 2002 yılında yalnızca 41 bin üyeye sahip olan Memur-Sen, sonraki yirmi yılda bu rakamı yüzde 2000’in üzerinde bir artışla bir milyonun üzerine taşımıştır. Çeşitli analizler bu büyümenin yalnızca meşru sendikal mücadeleden kaynaklanmadığına; baskılı üyelik uygulamaları ve siyasi yönlendirmelerin de belirleyici rol oynadığına işaret etmektedir. Sarı sendika kavramı, kökeni Fransa’nın 1899 yılındaki işçi hareketi tarihine dayanan bir tanımlama olup işverenin ya da iktidarın denetimindeki yapılanmaları nitelendirmek için kullanılmaktadır.

Hür-Sen Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Paşaoğlu, Yalçın’ın söylemlerini “bugün varlar yarın yok olacaklar” şeklinde değerlendirerek ciddiye alınmaya gerek görmedi. CHP Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır ise memurlara vaat ettiği haklardan pay bulamayan bir konfederasyon liderinin Cumhuriyet’e dil uzatmasını açık bir çelişki olarak nitelendirdi. Dikbayır’ın sözleri, tartışmanın salt ideolojik boyutunun ötesine geçerek sendikal hesap verebilirlik meselesini de gündeme taşıdı. Türk Eğitim Sen Niğde İl Başkanı Yunus Kızıl da benzer bir eleştiriyle Yalçın’ı, devletin verdiği maaşlarla geçinirken kurumu hedef almakla itham etti.

Sosyal Medyada Fırtına

Sosyal medya platformlarında Yalçın’ın söylemi binlerce paylaşım ve yorum aldı. Gözlemciler, Yalçın’ın “yüz yıllık narkoz” benzetmesinin birkaç yıl önce bir AKP’li isim tarafından kullanılan “yüz yıllık reklam arası” ifadesiyle bire bir örtüştüğüne dikkat çekti; bu örtüşme, Memur-Sen’in iktidar partisinin ideolojik çizgisine bağımlılığını simgeleyen somut bir kanıt olarak yorumlandı. Bazı sosyal medya kullanıcıları, “önce 25 yıllık narkozdan çıkın, sonra 100 yıllık çınara laf edin” biçiminde tepkilerini dile getirirken, bir diğer kesim de Memur-Sen’in toplu sözleşme dönemlerinde memurları nasıl “sattığını” hatırlattı. Cemal Enginyurt gibi isimler de doğrudan Memur-Sen üyelerine seslenerek “Cumhuriyet düşmanı bir yapıyla yürümeyin” çağrısında bulundu.

Sosyal medyada tartışılan önemli bir soru şuydu: Devlet memurlarını temsil ettiğini ileri süren ve yüzbinlerce üyesiyle kamuoyunda meşruiyet arayan bir konfederasyonun genel başkanı, hangi tutarlılıkla kurduğu devletin tarihsel kimliğine saldırabilir? Bu sorunun yanıtı pek çok çevrede aynı çerçevede verildi: Kaynağını devlet bütçesinden alan, kamunun kaynaklarıyla büyüyen ve toplu sözleşme masasında kamu adına söz söyleyen bir yapı, meşruiyetini ancak o devletin süreklilik çizgisinden alabilir.

Eğitim Emekçilerinden Birleşik Cephe

Konuya eğitim cephesinden yapılan katkılar da dikkat çekiciydi. Eğitim-İş Eskişehir Şube Başkanı Fadime Arslan, Cumhuriyet’in bir narkoz olmadığını, tam tersine emperyalizme karşı verilen bağımsızlık mücadelesinin ve halk egemenliğinin tarihsel ürünü olduğunu vurguladı. Arslan, “Gerçek uyanış geçmişi inkâr etmek değil, onu anlayarak ileriye taşımaktır” diyerek sendikanın ayrıştırıcı dilini doğrudan hedef aldı. Liyakat-Sen de yaptığı açıklamada Cumhuriyet’in eşitlikçi ve özgürlükçü ruhunu savunmaya devam edeceklerini ilan etti. Bu eğitim sendikaları, kuruluş amaçlarının yalnızca özlük hakları değil cumhuriyetin temel değerleri etrafında örgütlenmiş bir emek mücadelesi olduğunu hatırlattı.

Tartışmanın sendikacılık açısından öğretici bir boyutu da bulunmaktadır. Gerçek bir sendikal hareket, üyelerinin ekonomik haklarını savunmayı önceliklendirirken aynı zamanda demokratik ve laik zemini korumak zorundadır; zira bu zemin olmadan sendikal örgütlenme hakkının kendisi de anlamsızlaşır. Memur-Sen’in söz konusu tartışmadaki tutumu, sendikal kimlik ile siyasal bağımlılık arasındaki gerilimi bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, güçlü ve gerçekten bağımsız kamu sendikacılığının ancak ideolojik çıkmazlardan uzak bir zemin üzerinde filizlenebileceğini uzun süredir vurgulamaktadır.

Bu tartışma yalnızca geçmişe yönelik bir hesaplaşma değil, aynı zamanda bir uyarıdır. Kamu çalışanları, adlarına toplu sözleşme masasına oturan yapının hangi değerleri içselleştirdiğini sorgulama hakkına sahiptir. Memur-Sen’in bu söylemi, üyelerini sendikacılık adına değil ideolojik amaçlar doğrultusunda temsil ettiği kaygısını bir kez daha gündeme taşımış; söz konusu tartışma önümüzdeki dönemde kamu sendikacılığının yeniden yapılanması üzerine ciddi bir zeminin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Kamu görevlilerinin verdiği emek karşılığında aldıkları ücret ve hakların korunması, devletin kurucu ilkelerine sahip çıkan bir sendikal çizgiyle çok daha güçlü savunulabilir.

Konuyla ilgili ek bilgi ve analize ulaşmak isteyenler için bilhaber.com’da yayımlanan ve memur maaşlarının enflasyon karşısındaki durumunu ayrıntılı biçimde ele alan haber şu bağlantıda yer almaktadır: https://bilhaber.com/maas-artislari-enflasyon-farkini-nasil-karsiladi/